14 Kasım 2017

BEBEK VE ÇOCUKLARIN UYKU KALİTESİNDE YATAĞIN ÖNEMİ


Uykusuz bebek büyütmenin zorluğunu ancak uykusuz bebek büyüten anne babalar bilir. Hele ki bu uykusuz bebek, çocukluk dönemine de "uykusuz çocuk" olarak devam ediyorsa... 

Uyku, yetişkin bir insan için bile vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Vücudun her şey için uykuya ihtiyacı vardır. Elektronik bir eşya için "şarj" ne demekse, vücut için de "uyku" odur. Uyku kaliteniz ne kadar düşükse yaşam kaliteniz de o derece hasar görecektir. Evet, yaşadım ve biliyorum maalesef. Bu sebeple tüm yeni anne-baba adaylarına öncelikle "sağlıklı" sonra "uyuyan" bir bebek dilerim :) 

Onun uykuya dalabilmesi, uyurken rahat ve huzurlu olması, bu sayede uyku süresinin uzaması çok önemli. Uyku ile ilgili söylenecekler asla bitmez ve bu tavsiyelerin çocuk ile ilgili olanlarını maalesef genelleyemezsiniz. Biz bu tavsiyelerin hepsini tek tek çürüterek bu yaşa geldik: "her çocuk aynı değildir". 
Uyku konusunda yazmak için çok gidip geldim. Çok yazıp sildim. Bu konuda en dertli annelerden biriyim. Fakat "uyku" konusu, yazmak için çok uzun, zor ve hassas bir konu. Bu sebeple her annenin ortak derdi olan, uyku sorunu sebebiyle benim daha da hassas olduğum, "rahat yatak bulmak" konusunda kendi tavsiyemi paylaşacağım.  

Pamuk, oğlum ile ilgili konularda benim hep birinci tercihim olmuştur: Kıyafet, eşya, oyuncak, yatak... Hem geleneksel olması, hem doğallığı, hem hava geçirgenliği sebebiyle terletmemesi, hem terlediği durumlarda terini emmesi, hem yumuşaklığı sebebiyle... Yatağını seçerken de yine pamuk olmazsa olmazımdı. 

Kendim de -oğlumdan bağımsız- uyku bozukluğu yaşayan biri olarak seçilen yatağın uyku kalitesindeki önemini bizzat deneyimledim. Rahat etmediğiniz, sağlıksız bir yatakta uyanmak gün boyu ağrılı, yorgun, sinirli olmanıza yol açıyor. Bunu bildiğimden oğlumun yatağını seçerken çok araştırma yaptım. Bebek beşiğinden başlayarak şimdiki yattığı yatağa kadar hep ince eleyip sık dokudum. 
Benim araştırmalarım Yatsan bebek yatağı ile sonuçlandı. Hem pamuk olması, ama aynı zamanda da çift taraflı kullanımla yün tarafının da seçilebilmesiyle yaz-kış geçişlerinde kolaylık sağlaması, Bonbon'da yıkanabilir kılıf olması (😉) fazla düşünceye yer bırakmadı (Bonbon ismi çok şirin değil mi?). Ama üzülmeyin, yıkanabilir kılıf olmayan model olsa da alezleri mevcut 🙂 Siz de isterseniz yukarudaki bağlantıdan yataklara göz atabilirsiniz. Farklı ebatlar var merak etmeyin, sayfaya ilk girdiğinizde bütün yataklar tek ebatmış gibi gözüküyor (ben öyle sanmış ve üzülmüştüm) ama ürün detayında istediğiniz ebatı seçebiliyorsunuz (bu benim için önemli, özellikle büyüyen yataklarda iki boya birden ihtiyaç oluyor çünkü).
İnternetten sipariş ettiğinizde 24 saat içinde kargoya teslim edilip kapınıza geliyor.        

Oğlum kendi kendine uyumaya başlasa da ilk yatışında ben de bir süre onun yanında uzanıyorum. O yüzden yatak kalitesini bizzat kendim de onaylayabilirim. Gerçi sırf bu yüzden yanında uyuyakalıp sonra yatağıma gitmek sorun olduğundan bu benim için bir şikayet konusu sayılabilir ama olsun 😴 

Umarım siz de memnun kalırsınız. Keyifli, huzurlu, taptatlı rüyaları(nız) olsun...

💤💤💤💤
🛏🐻🐨🛌
DEVAMINI OKU

24 Ekim 2017

BEBEK ve ÇOCUK AKTİVİTE ÖNERİLERİ (+12 AY, +18 AY +24 AY, +36 AY)

Bu seferki aktivitemiz sağlıklı beslenme üzerine oldu. Sebzeleri tanıma, farklarını anlama, faydalarından bahsetme. En sonunda da başka bir etkinlikle birleştirdik daha da keyifli oldu :) 

Biliyorsunuz yaz mevsimi meyve ağırlıklı, kış mevsimi ise sebze ağırlıklı bir mevsim. Yazın nasıl rengarenk meyvelerle şenleniyorsak kışın da bizi aynı şekilde sebzeler karşılıyor. Ben yazın son kalan doğal kabaklarını buzluğa atmak üzereyken oğlumla sohbet ediyorduk. Sonra kabak ve salatalık arasındaki benzerliğe geldi konu; çünkü bir kitabında ikisinin çizimi çok benziyor ve haklı olarak karıştırıyordu. Hemen ikisini de çıkarıp gösterdim. Ardından 'aslında şu an buzdolabı bir sebze cenneti, neden sebze öğrenme oyunu oynamıyoruz' dedim. 

Sırayla kabak, salatalık, pırasa, havuç, soğan, sarımsak, patates, domatesbiber elime ne geldiyse çıkararak güzelce yıkadım. 

Sevimli doğrama tahtamızın üzerine güzelce dizdim. Hepsini tek tek inceledik, konuştuk. 

Sıra oyunlarımızı üretmeye geldi. Aklıma gelenleri yazdım, kalanı sizin hayal gücünüze bırakıyorum:

OYUN ÖNERİSİ -1
🔺 Gözlerimizi kapatıyoruz. 
🔺 Elimize bir sebze alıyoruz. 
🔺 Dokunarak hangi sebze olduğunu bilmeye çalışıyoruz. 

Tabi ki kendisi hile yapıp gözünü açıyor :) 
Siz de gözlerinizi kapatıp ondan size bir sebze seçip vermesini isteyin. Siz gözleriniz kapalı bir şekilde sebzeyi bilmeye çalışırken daha çok eğleniyor 💙

OYUN ÖNERİSİ -2
🍆 Bir torbaya sebzelerimizi dolduruyoruz (bez torba olursa daha güzel olur). 

🍄 Seçmesi gereken sebzenin ismini söylüyoruz.

🌽 Bakmadan, eliyle torbanın içini karıştırarak o sebzeyi torbadan çıkarmaya çalışıyor. 

🍋 Tabi ki yine hile yapıp gözünü kaydırıyor ama biz fark etmiyoruz :)


OYUN ÖNERİSİ -3
🍄🍅🍈
Bizde tam olarak bu sebzelerden oluşan güzel bir PuzzleAdam puzzle'ı var. Sanırım KitapYurdu'ndan almıştım. Bu puzzle'ı birlikte tamamladık. Sonrasında gerçek sebzeleri puzzle'daki resimlerin üzerine yerleştirdi :) Puzzle'daki sebzelerin aynısını seçmem tamamen tesadüf! Ama çok şık olmuş değil mi?
Sonrasında o minik elleri afiyetle yiyoruz tabi ki... Tam mevsimi!

Sizde de: 
Puzzle/Yapboz 
Kitap 
Fotoğraf 
Eşleştirme kartı 
Gazete
gibi sebze resimleri olan kaynaklar varsa eşleştirmelerini isteyebilirsiniz? 
Hatta yoksa kendiniz bile çizebilirsiniz?

En eğlencelisi bu kısımlar çünkü :)


OYUN ÖNERİSİ -4
Sebzelerden irili ufaklı ikişer tane seçip karışık halde önüne koyarak eşleştirmesini istiyoruz. 


Tabi ki oyun önerilerini artırabilirsiniz. 

Bunları yaparken sebzelerin faydalarını anlatmayı unutmadık tabi ki! Hepsinin çok faydalı olduğunu, onları yedikçe ne kadar güçlü kuvvetli ve sağlıklı olacağımızı, hangi hayvanların hangisini çok sevdiğini her fırsatta vurguladık. 

Havuç yedikçe evde zıp zıp zıplıyoruz zaten...

Bizim ufaklık bu oyuna bayıldı. Oyunu uzun süre oynadık, bittikten sonra artık sıkılmıştır diyerek sebzeleri dolaba kaldırdım. On dakika sonra 'sebzeler nerede' diye bir arayışı vardı görmeniz lazım :) 

Bir de tek tek sayım yapıp hesap sordu! Kabağı buzluğa kaldırmıştım, buzluk poşetinden aynen geri çıkarmak zorunda kaldım :) 

Umarım sizinkiler de sever. 

Tabi aynı oyun meyvelerle de oynanabilir. 

Bol gülücüklü aktiviteleriniz olsun! 
DEVAMINI OKU

3 Ekim 2017

KİTAP YORUMU: PSİKİYATRİST (WULF DORN, PEGASUS YAYINLARI)



Wulf Dorn'un ismini sıklıkla duyduğumu inkar edemem. Ancak son kitap karar mercii her zaman sevgili Fenom ve Çidom olmuştur. Onlar benim tarzımı ezberlediler; neden keyif alırım, neden sıkılırım, neye dayanamam ve hangisinde empati yaparak hayatımı zehir ederim çok iyi bilirler.

Onayları akabinde Psikiyatrist ile başladım psikolojik gerilim uzmanının kitaplarına. 

Kitabı bitirmeden duramadım. Beni yerime çiviledi resmen! "Psikolojik gerilim" ne demek tam anlamıyla anladım! 

Bir kadın psikiyatrist; çok zor durumda olan, korkudan ne yapacağını şaşırmış, ağzını bıçak açmayan, konuştuğu ve görüldüğü anda Kara Adam'ın onu bulacağını söyleyen şiddetli travma yaşamış bir kadın hastasını, bu tür hastalara ayrılan özel bir odada ziyaret ettikten ve onu koruyacağına söz verdikten sonra, 
hiçbir şey eskisi gibi olmuyor...

Bir sabah hastasını odasında bulamıyor... 

Onu koruyacağına söz veren ve buna rağmen başaramayan psikiyatrist bundan sonra zor bir karar vermek zorunda: Ya bunu yapanı bulup kadını kurtarmalı ya da çevresindekileri dinleyip olayın peşini bırakmalı... 

Anlatmak zor. Kitabı mutlaka okuyun derim. Kafanızda sürekli soru işaretleri olacak, sonunu okumadan rahat edemeyeceksiniz. Sonunda ise....

Yazmayım :))


Kitabı bitirdikten sonra birkaç gün kendime gelemedim, beni resmen etkisi altına aldı. Wulf Dorn'u tebrik ederim! 

Arka ve iç kapak sayfası:


Yazar hakkında:

Kitabın geçtiği yer olan "Fahlenberg" ve Doktorun çalıştığı "Orman Kliniği (Psikoterapi ve Psikosomati Psikiyatri Hastanesi)" yazarın kendi yarattığı yerler ve diğer kitaplarına da ışık tutuyor. 
Bu sebeple yazarın kitaplarını okumak istiyorsanız bu kitaptan başlamanızda fayda var. 

Edebi yorumdan uzak olarak küçük bir not; 
Kitapta beni rahatsız eden tek şey Alman olan yazarın 'Doğu Avrupalı' tanımı yaptığı insanlardan çok hoşlanmadığının belli olmasıydı :) Sanırım bu grubun içinde biz de varız. 

Spoiler olamayacağı için yazıyorum; kitabın bir yerinde, bir karı kocanın Türkiye'ye turistik ziyaretleri sırasında, uyuyan otobüs şoförü yüzünden hayatını kaybettiği yazıyor. Bence bu detay çok gereksiz olarak kitaba eklenmiş. Nedense beni çok rahatsız etti. 

Merak etmeyin, bunu bilmenizin kitaba hiçbir etkisi yok :) Çok arada kalan fazla bir cümle. 

Bu sebeple yazar bu kitapta beni biraz irite etse de diğer kitaplarında bir daha böyle bir şeye rastlamadım (Karabasan hariç hepsini okudum ama onda da olacağını sanmıyorum). Belki o dönem başına bir şey geldi diye düşünüyorum? Ve zaten Almanya'da yaşayan Türk sayısı düşünülürse hepsinin bilinçaltında olumlu yer etmediğimiz kesin :) 
Dolayısıyla bu kitapla birlikte bu rahatsızlığım ve yargım sona erdi. Siz de yaşarsanız diye hem not düşmek hem de paylaşmak istedim. Bu sebeple kitabı bırakmayın ;) 

Benim gibi merak duygunuzu ayakta tutan ve sayfaları hızlı hızlı çevirdiğiniz bir kitap istiyorsanız 'Psikiyatrist'ten başlayarak Wulf Dorn kitaplarına göz atın derim. Ben arka arkaya aldığım seriyi bitirdim!! Bir tek 'Karabasan'ı almamıştım; çünkü Çido aralarında en az sevdiğinin o olduğunu söylemişti :) Vakit kaybetmek istememiştim ama elektronik kitabını buldum, sanırım onu da okuyacağım. 


Diğer kitaplarını da paylaşmaya çalışacağım. 

Wulf Dorn Serisi (bu sırayla okumanızı tavsiye ederim):
1. Psikiyatrist
2. Şizofren
3. Oyunbaz
4. Hain Yüreğim
5. Fobi
6. Karabasan

Keyifli, heyecanlı, gerilimli okumalar! 

-----
Şimdiye kadar paylaşabildiğim diğer kitap yorumları:

DEVAMINI OKU

14 Eylül 2017

MİM MİRİM MİM: YAZIN EN'LERİ

Taptatlı blog ikizlerini tanımayan var mı? Evet Fighthing blog sahibeleri tatlı ikizler :)

Bu ikizlerden Esracık bizi hiç unutmaz, mutlaka bahseder, mimler. 

Yine mimlemişti ve geç yapacağım dediğimde sevecenlikle karşılamıştı. 

Yazın En'lerini kışın yapmak çok güzel olmayacağından yine bir yaz ertesi anlatalım bakalım ☺

Benimki belki iki yazlık bir süreç içerir ama olsun o kadar, hem ne kadar çok bilgi o kadar iyi değil mi?!?

Ve Esracım, sana link bırakmayanlara inat ben yazıyı yayımlar yayımlamaz linki bloguna ekleyeceğim ;) Hep beni daha çok sev diye bunlar 😁

Onların güzel mimi burada


MİM SORULARI:

1) Bu yaz okuduğun en güzel kitap?
Cehennem - Dan Brown (Her ne kadar Dan Brown kitapları arasında sona koysam da diğer kitaplara göre yine en üst sırada ;))


2) Bu yaz keşfedip okuduğun en güzel kitap?
Psikiyatrist - Wulf Dorn


3) Bu yaz okuduğun ve sana en büyük hayal kırıklığını yaşatan kitap?
'En büyük hayal kırıklığı' biraz ağır kaçar tabi. Ama içimi sıkan ve zor bitirdiğim kitabı yazayım (sakın kızmayın bana ve yanlış anlamayın, sadece içinde bulunduğum haldeyken bunaldım):
1984 - George Orwell
Kesinlikle okunması gereken harika bir kitap, insanın içine işleyen... Ama yeni anneler lütfen bir süre erteleyin ;)


4) Bu yaz izlediğin en güzel üç film?
Avengers (Marvel, IronMan! Daha ne olsun??)
Zootopia (Güzel bir animasyondu :))
Legion (Bu aslında dizi ama daha çok dizi izleyebiliyorum? Yine Marvel'in parmağı olan fantastik bir dizi, X-man ile bağlantılı)


5) Bu yaz dinlediğin en güzel şarkı?
Yazıma damga vuran şarkılar:
Vega - Serzenişte 
Can Bonomo - Kal Bugün (özellikle migrenliyken 'saçlarım tel tel ağrıyor' kısmı çok uyuyor :))


6) Bu yazı bir kelime ile tarif et?
Soğuk

Esracım yayımlar yayımlamaz link sitende olacak ;) 

Yapmak isteyen herkesi beklerim!
Var mısınız yaz tavsiyelerinizi paylaşmaya?
DEVAMINI OKU

8 Eylül 2017

EV YAPIMI ŞEKERSİZ ÇİKOLATA TARİFİ (+12 AY)


Şekersiz çikolata tarifi
Biliyorsunuz oğluma doğduğundan beri işlenmiş şekerli herhangi bir şey vermedim. Evde de olmaması için uğraştım. Olması gerektiği gibi şekerini doğal olarak gıdalardan aldı. Ben de şeker arayan bir insan olmadığımdan damak tatlarımız çok uyuyor. Bize göre meyve=tatlı. 

Şekersiz beslenenler –veya özel beslenme diyeti uygulayanlar- mutlaka “Bade’nin Şekeri” bloğunu ve sahibesi Sıla Hnm’ı biliyordur. Ben de kendisini ve bloğunu bilsem de, tanışma şansım, tarifini paylaşma isteğim üzerine oldu. Paylaşım izni ve sıcak tavrı için kendisine tekrar teşekkür ederim. Onun orijinal tarifi -ve diğer güzel tarifleri- şu adreste: 

Ben kendi favori tarifimiz ve eklediklerim ile devam edeceğim. 
Ayrıca denediğim örneklerden de notlar paylaşacağım.

ŞEKERSİZ ÇİKOLATA (DONDURMA) TARİFİ (BEBEK +12 AY):


MALZEMELER 
(malzeme miktarınıza göre oranlayabilirsiniz):

⏯ 1 yemek kaşığı kaymak (veya tereyağı)
⏯ 1 yemek kaşığı tereyağı
⏯ 1,5 yemek kaşığı kakao (veya 1 yemek kaşığı kakao+yarım yemek kaşığı keçiboynuzu tozu veya 1,5 yemek kaşığı keçiboynuzu tozu)
⏯ 1,5 yemek kaşığı pekmez + Yarım yemek kaşığı bal (veya 1,5 yemek kaşığı pekmez veya 1,5 yemek kaşığı bal)
⏯ İsteğe bağlı: Fındık, fıstık, kuru üzüm, kuru kayısı, hindistan cevizi vs

❗ 👶⏯ Bebek ve çocuklar için neler ekleyebilirsiniz:
Muz, bal kabağı püresi, meyve püresi vs.

YAPILIŞI:

➽ Kaymak ve tereyağını kısık ateşe koy, 
➽ Karıştırarak erit, 
➽ Erir erimez altını kapat biraz beklet  
➽ Pekmez ve balı ekleyerek erit
➽ Kakao ve keçiboynuzu tozunu katarak karıştır
➽ Fındık, fıstıki hindistan cevizi gibi ilaveleri kat

Çikolatamız hazır! 
Bu çikolata ile bir de mozaik pasta ve yaş pasta yapacağız :)

Dondurmak için:
🍦 Küçük kalıplara dök 👍


🍧 Çikolata kağıtlarına dök 👍

🍨 Dondurma çubuklarına dök 👍

Kalıbınız yoksa ⇢ bir buzdolabı poşetine yayıp rulo şeklinde sardıktan sonra dondurup sonrasında dilimleyip servis edebilirsiniz (aşağıdaki fotoğrafta ortadaki şekilde). 

Farklı dondurma ve sunum şekilleri

TADI NASIL?
Tadı bildiğiniz bitter çikolata gibi. İnanılmaz lezzetli. Bitter çikolata sevip de bu tarifi sevmeyecek birini tanımıyorum. 
Tam anlatmak gerekirse, bildiğimiz mozaik pastanın çikolata kaplaması gibi. 

NOTLAR:
👉 Oğlum çok sevdiği için bu çikolatayı farklı tarif ve şekillerle çok yaptım. Sütünü açık aldığımız için her kaynatma sonrası kaymakları buzlukta biriktirip sonrasında bu tarif için çıkartıyorum (siz de açık süt alıyorsanız bu şekilde kaymağı biriktirebilirsiniz). 
Ben kaymaksız hiç yapmadım. 

👉 Pekmez yerine sadece bal ile yaptığımda tadı biraz fazla tatlı oldu (genzi yakan bal tadı gibi...). Bu yüzden ben mutlaka pekmez ekliyorum, balı ilave olarak katıyorum. 

👉 Tahinli tarifi de yaptım. Tadı tahin pekmez gibi. Tam çikolata gibi olmadı. Eğer seviyorsa onu da deneyebilirsiniz. Hatta ben bu tarife tahin ekleyerek yaptım, onu da tavsiye ederim.

👉 Sadece keçiboynuzu tozu koyduğumda tam çikolata tadı ve rengi elde edemedim. O yüzden mutlaka kakao da ekliyorum. Ama siz tabi ki sadece keçiboynuzu tozuyla yapabilirsiniz. 

👉 Muz, bal kabağı, meyve püresi ilavelerinde: Bu ilaveleri bir kapta iyice ezip üzerlerine hazırladığım çikolatadan ekleyerek karıştırdım. 
Sonrasında yine kalıplarda dondurabilir veya mozaik pasta gibi bir poşette uzunlamasına rulo şeklinde yayıp dondurduktan sonra dilimleyebilirsiniz. 

👉 Meyve ve bal kabağı püresi tarifi için şu yayınıma bakabilirsiniz.

👉 Bebek muhallebisine de ekleyip puding gibi hazırlayabilirsiniz. Pirinç ununu da kendiniz hazırlayabildiğiniz şekersiz muhallebi tarifi de burada.

👉 Labne peyniri ile de karıştırıp bu sayede peynir yedirebilirsiniz. Labne peyniri tarifi de burada.

💧 Bu ilavelerin hepsi gayet lezzetli oldu. Özellikle sebze yedirmek için bal kabağı püresini düşünün derim :) 
Bu tarife tatlı patates de yakışabilir. Henüz denemedim ama deneyeceğim. 
Bunun dışında da ilaveye açık bir tarif, gerisi hayal gücünüze kalmış...
Karışıma çok müsait güzel bir çikolata tarifi.

👉 Aynı şekilde bu tariften mozaik pasta da yaptım. 
Ayrıca oğlumun 3 yaş doğumgünü pastasının kreması olarak bu tarifi kullandım (yukarıda fotoğrafları var). 
Şekersiz olduğunu anlamanız mümkün değil! Şiddetle tavsiye ederim. Onları da en kısa zamanda paylaşacağım. 


Oğlumu şekerli ve hazır gıdalardan (özellikle çikolata) uzak tuttuğum için bu tarife "çikolata" demedim. Dışarıda gördüğünde aklına bunu çağrıştırmasın diye düşünerek "kakao" dedim. İlk yaptıklarımda silikon kalp kalıpları da kullandığım için bu tarifin adı artık "kalp kakuğğğğ" :) Şekli ne olursa olsun bu isimle anıyoruz :)

Yemeğini bitirdiği zaman yiyebileceği, kendi başına da bir besin olan bu tarif bizim vazgeçilmemiz. İştahsız çocuklar için tavsiye ederim. Ancak yemekten önce vermeyin ki tıkamasın. Bizde kural "önce yemek sonra kalp kakuğ". 

💗 Bade'nin Şekeri bloguna tekrar teşekkür ederim. 

Afiyet bal şeker şifa olsun!
DEVAMINI OKU

13 Ağustos 2017

GÜNEŞİN BİLİNMEYEN YÜZÜ - MİGREN


Güneş ışıkları... insanın içini ısıtan, yazı müjdeleyen, rahatlatan güneş ışığı... 🌞
Kronik migren hastasıysanız gözünüze iğne iğne batan güneş ışığı... 
Evet, çok sevdiğim güneş, migrenim sebebiyle bana işkence çektiriyor maalesef. Sürekli önlem alarak yaşıyorum. Işık, ses, koku gibi her türlü uyarıcılar hafif olmalı hep etrafımda. 
Yine yıllardır aynı güneş gözlüğü gözümde :) 
Herhangi bir göz doktoruna veya gözlükçüye gittiğinizde 'ışığa bakamıyorum ve migrenim var' dediğinizde bir numaralı tercih olarak sundukları hayat kurtarıcı güneş gözlüğüm!
Akşam, özellikle trafikte araba ışıkları gözüme savaş açarken de takabildiğim, kapalı ortamda da hiç ama hiç rahatsız etmeyen kurtarıcım. 
Yaklaşık 1 ay oldu son migren krizim tutalı. Ara ara hafif ağrılara dönse de her sabah keskin bir ağrıyla uyanıyorum. Almadığım ilaç kalmadı neredeyse. Bir süredir gözükmeme sebebim de bu. 
Yine böyle bir ağrının ortasında güneş gözlüğüme bakarken paylaşmak istedim. Migreniniz varsa başkasını tercih etmeyin diye. 
Yanlış gözlük kullanırsanız ağrınızın hem sıklığını hem de şiddetini arttırırsınız. 

Şansıma yıllardır -kaybetsem veya hasar görse de- hep aynı modeli de alabiliyorum. 

İşte benim kurtarıcım:

Arabadan ve çantamdan eksik olmayan güneş gözlüğüm. 
Ray-Ban bu anlamda kesinlikle bir numara. Hassas gözlerin kahramanı! 
Sizin de ağrılarınız var veya gözleriniz hassasa şiddetle tavsiye ederim. Denedikten sonra beni anlayacaksınız. Eşimin son gözlüğünü de ısrarla yine bu modele benzer bir modelin siyahından aldırdım. İnanmayarak gittiği dükkandan çıktıktan sonra bir daha başka gözlük takmadı.  
Camlarının en önemli özelliği polarize olması ve göz çevresini kapattığı için etrafından sizi rahatsız eden ışıkların girmemesi. Işık süzme özelliği çok başarılı olduğundan güneş gözlüğünüzü taktığınızda gözünüzü kısmak zorunda kalmıyorsunuz. Bu sayede, ışık sizi rahatsız edemiyor. 
Gözleriniz özellikle karanlıkta araba kullanırken farlardan rahatsız oluyorsa lütfen bir de bu gözlükle bakmayı deneyin? 

Artık alacağım modeli ezberlediğim için son alışverişimi internetten yaptım ve memnun kaldım. Atasun Optik'in internet sitesini kullandım: 

İnternet sitesi kullanırken en dikkat ettiğim özelliklerden biri "iade ve değişim" imkanı. Rahat rahat almamı sağlayan bilgi ise "mağazalardan da iade ve değişim" işlemini yapabiliyor olmanız. Ayrıca ömür boyu ücretsiz bakım garantisi var...

Migrenliyseniz bunun yanında, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz meşhur çin yağımla da tanıştırayım sizi:
Ağrıyan tarafa sürdüğünüzde güzel bir serinlikle ağrıyı biraz olsun rahatlatan nane yağı. Böyle bir ağrıyla uyumak mucize olduğundan en azından uykuya dalmak için zaman kazandıran serin bir anestezik. Bilmeyenleriniz varsa mutlaka bulundursunlar yanlarında. 
Sadece nane yağı içeriyor içinde başka bir şey yok. 
Bu yağı sürüp gözlüğünüzü takıp ağrıyı bir süreliğine unutun ;)

Migrensiz günlerimiz olsun! Bu ağrı artık beni -ve çekenleri- terketsin. 

Herkese bol sağlık dilerim!

DEVAMINI OKU

9 Ağustos 2017

MİM MİRİM MİM: SATIR ARASI MİM #1

https://aynahikayesi.blogspot.com.tr/

Aramıza iyi ki gelen enerji deposu sevgili Aytül (blogunu kıskanarak okuduklarımdan) ilk mim yazısında beni de unutmayıp mimlemiş ve çok mutlu etmişti. 
Mimleri geç yapmanın bir avantajı bu mimleri yeniden yaşatmak oluyor :)
Bir süre paylaşılmış ve bırakılmış mimlere yeniden hayat veriyorum (gecikmem için başka nasıl bir bahane bulabilirim bilemedim :D).

Gelelim mime. 
Blogumuz ile ilgili sorulardan oluşuyor. 
 

1. NASIL BLOG YAZMAYA BAŞLADINIZ?
Arkadaşım Organikçizer'in bloğundaki minik düzeltmelerle (malum imla takıntılıyım) uğraşırken kendimi bir gün blog açmış buldum :) Blog açma sebebim kendisidir. Birbirinden güzel çizimlerine göz atmak isterseniz blogu şurada: Organikçizer

O kadar çok ilgi alanım ve paylaşabileceğim konu var ki... Keşke daha önce vakitliyken girişseymişim bu işe... Bu kadar farkında değildim. Pişmanım :) 

2. BLOĞUNDA DAHA ÖNCE YAZMADIĞIN BİR TARZDA YAZACAK OLSAN, BU NE OLURDU?
Annelik öncesi olsaydı blogum şunlardan biri olabilirdi:
Gezi blogu
Kahvaltı mekanlarına özel bir blog
Fotoğraf blogu
Çizim blogu

3. BLOGLARDA OKUMAYI EN SEVDİĞİN KONULAR NELERDİR?
Film-dizi-kitap yorumları (özellikle ilgi alanımdakiler) ve pratik sağlıklı yemek tarifleri sanırım. İlk aklıma gelenler bunlar :)
Tabi ki tüm dostlarımın blogunu keyifle geziyorum. 

Ayrıca sırf vakitsizliğimden dolayı kısa yazıları daha rahat okuyorum. Uzun olanlar mutlaka bölünüyor ve birkaç partide bitirebiliyorum. 

4. HAYATTA EN ÇOK YAPMAK İSTEDİĞİN 3 ŞEY NEDİR?
Sağlıklı olmak
Sağlıklı olarak huzurlu olmak
Sağlıklı ve huzurlu olarak ailemle birlikte olmak :) 
Bunlar yapmak istediğim değil dileklerim gibi oldu ama yapmak istediğim bir planım yok şu anda, ben de dileklerimi yazayım ;)

Yapmak isteyen herkes bu nostaljik mime davetlidir!
DEVAMINI OKU
Blogger tarafından desteklenmektedir.